sehzade.gen.tr https://www.sehzade.gen.tr Şehzade, Şehzadelerin Hayatı ve Dönemi tr-TR hourly 1 Copyright 2018, sehzade.gen.tr Thu, 10 Mar 2016 00:00:00 +0000 Thu, 13 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Şehzade Ömer https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-omer.html Sun, 02 Dec 2018 00:29:31 +0000 Şehzade Ömer, Tarihi kayıtlarda Şehzade Ömer olarak bilinen Ömer Faruk Osmanoğlu son Osmanlı halifesi olan Abdülmecid'in oğlu olup tarihi kayıtlarda 27 şubat 1898 yılında İstanbul da dünyana gelmiş ve yaşamını 28 Mart 1969 Şehzade Ömer, Tarihi kayıtlarda Şehzade Ömer olarak bilinen Ömer Faruk Osmanoğlu son Osmanlı halifesi olan Abdülmecid'in oğlu olup tarihi kayıtlarda 27 şubat 1898 yılında İstanbul da dünyana gelmiş ve yaşamını 28 Mart 1969 da Kahire de yitirmiştir. Son Osmanlı padişahı olan 6. Mehmed'in kızını alarak padişah damadı olmuştur. Şehzade Ömer Cumhuriyet döneminde bir çok sporun kalkınması amacıyla çalışmalar yapmış ve spora olan ilgisi hasebi ile bir süre Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır. Tarih kayıtlarda Abdülmecid'in oğlu olup annesi ise Şehsuvar Başkadın Efendi olarak bilinmektedir. Farklı bir anneden dünyaya gelen tek kız kardeşi bulunan şehzade Ömer'in kız kardeşinin adı ise Dürrüşehvar Sultandır.

Şehzade Ömer'in Eğitim ve Aile Yapısı,

Ailesinin kendisine vermiş olduğu eğitimlerinin yanı sıra Harbiye Mektebi'nden üstün başarılar elde ederek mezun oldu, daha sonra eğitimini tamamlamak amacıyla yurt dışına çıkarak Almanya da bulunan Potsdam Askeri Akademisini bitirdi. Tarihi kaynaklarda I. Dünya savaşına katıldığı tespit edilen Şehzade Ömer I.Dünya savaşında Verdun savaşında çarpışarak düşmana karşı savaşmıştır. Türkiye'ye döndükten sonra ise kuzeni olan Sabiha Sultan ile izdivaç etti. Sabiha Sultan son Osmanlı padişahı Şehzade Mehmed  Vahdettin'in kızıydı. Bu evlilik sonrasında Hanzade Sultan, Neslihan Sultan ve Necla Sultan adlarında 3 kız çocuğuna sahip oldu. Alman İmparatorunu ziyaret amacıyla giden V. Mehmed Reşad adına giden şehzade Mehmet Vahdettin Efendiyi bu ziyaret esnasında Mustafa Kemal Paşa ile birlikte eşlik ederek bu yolcuklukta yer aldı. 
Şehzade Ömer spora değer veren ve etkin olarak katılan bir şehzade olarak bilinmekteydi. Ülkemizde bulunduğu dönemde sporun gelişmesi amacıyla ciddi anlamda çalışmalar gerçekleştirdi. 1919 yılında henüz 21 yaşındayken Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yaklaşık olarak 5 yıl kadar yaptı ancak ülkeden sürgün edilince bu görevi bırakmak zorunda kaldı. 

Şehzade ÖmerŞehzade Ömer'in Ülkeden Sürgün Gönderilmesi,

Milli Mücadeleye katılmak amacıyla Anadolu'ya 1921 yılının Nisan ayında çıktı. Bir kısım tarihi kaynaklara göre milli mücadelede ülkenin yönetimini sağlayacak kişinin bir hanedan üyesinin olması gerektiği düşüncesi ile VI. Mehmed  tarafından Anadolu'ya gönderilmişti böylelikle Milli Mücadelenin yönetiminin bir hanedan üyesi eliyle gerçeklenmesi istenilmiş ise de İnebolu dolaylarında Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara hükumetinin yetkilerinin kendisinde bulunmasından dolayı İstanbul'a tekrardan geriye gönderildi. Bu zoraki gönderme Şehzade Ömer'i derinden yaralamıştır öncesinde Mustafa Kemal Paşa ile yakın arkadaş olmasına rağmen böylesi bir yaptırımla karşı karşıya kalması kendisini üzmüştür. 
Şehzade Ömer 4 Mart 1924 yılında o dönem ki TBMM hükumetinin kabul ettiği Osmanlı Hanedanının sınır dışı edilmesi ve Halifeliğin kaldırılması ile sınır dışı edildi. Bu sınır dışı edilişi memlekete bir daha gelememesine neden oldu. Yaklaşık olarak 45 yıl boyunca vatan toprağından uzak yaşayan şehzade Ömer 28 Mart 1969 yılında Kahire'de yaşamını yitirdi. Bu ölümden yaklaşık 5 yıl sonra TBMM hükumetince bir yasa çıkartılarak hanedanın erkek üyelerinin ülkeye dönmesine izin verildi. Şehzade Ömer vefatından yıllar sonra hükümletin sessizce nakledilmek şartı ile naaşının getirilmesine izin verildi. 10 Mart 1977 yılında halk bilgilendirilmeksizin II. Mahmud'un türbesine naaşı defnedildi. 
]]>
Şehzade https://www.sehzade.gen.tr/sehzade.html Sun, 02 Dec 2018 21:24:24 +0000 Şehzade, Osmanlı Devleti padişahlarının erkek evlatlarına verilen bir addır. Şehzade kelimesi şah oğlu, padişah oğlu  anlamlarına gelir. Padişah evlatlarına Sultan Çelebi Mehmet dönemine kadar çelebi denilse de dah Şehzade, Osmanlı Devleti padişahlarının erkek evlatlarına verilen bir addır. Şehzade kelimesi şah oğlu, padişah oğlu  anlamlarına gelir. Padişah evlatlarına Sultan Çelebi Mehmet dönemine kadar çelebi denilse de daha sonraları şehzade ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Padişahların kız çocuklarına ise sultan unvanı verilirdi. Şehzadeler ya da sultanlar doğdukları zaman sarayda özel törenler yapılırdı. Olay, topların atılması suretiyle İstanbul halkına duyurulurdu. Aynı zamanda ülkenin her yerine fermanlar gönderilerek oralarda da toplar atılır, şenlikler düzenlenirdi. Şehzadelerin ve sultanların doğumları ferman geldikten sonra her bölgenin şer’i mahkeme sicillerine kaydedilirdi. Osmanlı şehzadeleri beş, altı yaşına geldiklerinde kendilerine bir hoca tayin edilerek merasimle okumaya başlarlar. Bu derse başlamaya Bed-i besmele adı verilir. Şehzadeler ilk olarak Elif-bayı şeyhülislamdan öğrenirdi. Merasim bitiminde şeyhülislam dua ederdi. Şehzade sünnetlerinde büyük şenlikler düzenlenir, fakir fukaranın karını doyurulur, dağıtılan bahşişleri toplarlardı. Sünnet olan ve 13-14 yaşına giren şehzadelere ayrı bir daire tahsis edilirdi. Annesi, kız kardeşleri dışında başka bir bayanla görüşmesine izin verilmezdi. 

Şehzadeler, aldıkları eğitimlerin yanında ata binmek, ok atmak, avlanmak, gürz kullanmak gibi spor aktivitelerinde bulunurlar. Bunun yanı sıra silah kullanma talimleri yaparlardı. Babalarının ölümünden sonra saray içinde kendilerine ayrılan yerde oturup,  ilimle ilgilenirlerdi. Şehzadeler sıraları geldiğinde tahta geçerlerdi. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde şehzade sancakları bulunmaktadır. Şehzadeler delikanlılık çağına geldikleri zaman yanlarında onlara devlet yönetimini öğretecek, eyalet valiliği yapmış lalalar tayin edilir ve sancaklara gönderilirdi. Sultan İkinci Selim döneminden itibaren yetişkin şehzadelerin sancaklara gönderilme usulleri terk edilerek yalnızca yaşça büyük olan ve padişahlığa aday olan şehzadeye sancak verilmesi uygun görülmüş ve Manisa sancağı veliaht şehzade sancağı yapılmıştır. Şehzade

Sultan İkinci Selim döneminden itibaren yetişkin şehzadelerin sancaklara gönderilme usulleri terk edilerek yalnızca yaşça büyük olan ve padişahlığa aday olan şehzadeye sancak verilmesi uygun görülmüş ve Manisa sancağı veliaht şehzade sancağı yapılmıştır. Sultan Üçüncü Mehmet döneminden itibaren büyük şehzadelerin de sancağa çıkmaları kanunu tamamen ortadan kaldırılmış. Bu durum ile veliaht şehzadelere Anadolu’da sancak verilmiş, bunun bir vekille idare edilmesi gibi bir uygulama başlatılmıştır. Daha sonraları ise bu usul tamamen ortadan kaldırılmıştır. Genç şehzadelerin sancağa gönderilmeyip, yalnızca büyük şehzadenin sancak beyi olmasının kabulüne, şehzade Bayezit ile Selim arasındaki çatışma; büyük şehzadenin sancağa çıkarılma usulünün kaldırılmasına da Üçüncü Mehmet’in oğlu olan ve babası tarafından öldürülen şehzade Mahmut olayı neden olmuştur. Şehzade sancaklarının çoğu Anadolu Beyliklerinden ele geçirilen sancaklardır. Anadolu’daki şehzade sancakları ise, Kütahya, Manisa, Isparta, Antalya, Konya, Aydın, Amasya, Sivas, Kastamonu, Trabzon ve Kırım'ın  Kefe şehirleridir. Daha sonra ise Amasya, Manisa, Kütahya ve Konya diğer şehirlere tercih edilmiş ve en son olarak yalnızca Manisa şehzade sancağı kalmıştır. 


]]>
Şehzade Yahya https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-yahya.html Mon, 03 Dec 2018 20:29:37 +0000 Şehzade Yahya, Osmanlı padişahlarından ikinci Murat'ın oğludur. Şehzade Yahya'nın annesi Trabzon İmparatorluğunda yıllarca hüküm sürmüş olan Komnenos Hanedanının soyundan gelmektedir. Şehzade Mehmet tahta çıkınca kardeş Şehzade Yahya, Osmanlı padişahlarından ikinci Murat'ın oğludur. Şehzade Yahya'nın annesi Trabzon İmparatorluğunda yıllarca hüküm sürmüş olan Komnenos Hanedanının soyundan gelmektedir. Şehzade Mehmet tahta çıkınca kardeşlerini öldürdüğü için bir çok şehzadenin aynı kaderi yaşaması düşünüldüğü için, buna benzer başka bir olay yaşanmaması düşüncesi ile annesi tarafından saraydan kaçırılmıştır. Daha sonrasında Makedonya topraklarında bulunan bir manastıra gönderilerek; bu yerde yaşamına devam etmesi ve oradakiler gibi Hristiyan olarak hayatını sürdürmesi sağlanmıştır.. Şehzade Yahya'nın babası 1603 yılında hayatını kaybetmesi üzerine tahta kendisinin küçük yeğeni birinci Ahmet geçmiştir. Şehzade Yahya'nın en büyük amacı kendi hakkı olan tahtın başına geçmek ve Osmanlı topraklarında kendi hükmünü sürdürmektir. Bu sebep için yıllarca çaba gösterse de bunu ölene kadar elde edememiştir.

Şehzade YahyaŞehzade Yahya zamanında taht kavgaları,

Şehzade Yahya'nın babasının ölümünden sonra 1603 yılında Avrupa'da sürekli olarak yaşanan olayların yanında kendi davasına destek arayan Şehzade Yahya'nın Madrid, Roma, Floransa, Krakow, Antwerp gibi bir çok sayıda şehir ve bir çok ülkeler gezmiştir.  Yaşadığı yerde 1617 yıllarında Sırp Ortodoks Kilisesi ile birlikte Nobırda ve Şan dağlarında birçok ayaklanma girişimlerinde karışmış ve sipahi kılığında kılık değiştirerek yolculuk etmiştir. Şehzade Yahya bu dönemin ardından Kazakların desteğiyle meydana getirdiği donanmayla İstanbul'a sefer düzenlemiş, ancak bu seferden istediği sonucu elde edememiştir. Daha sonraki dönemde içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için bir çok yol aramıştır. Avrupa saraylarında destek arama çabalarını sürdürmüş olsa da yeterli destek elde edememiştir. 1643 yılında Nobırda ya dönmek zorunda kalmıştır. Bu bölgede bulunduğu zaman Karadağ da çıkan çatışmalar esnasında hastalanmıştır. Ancak aradan geçen süre içerisinde hastalığı iyileşmemiştir ve daha kötüye giderek bu hastalık sebebiyle hayatını kaybetmiştir.

Şehzade Yahya'nın yaşadığı dönem,

Şehzade Yahya on yedinci yüzyılın başlarındaki dönemde özellikle de Balkanlarda dinler arasındaki problemler günümüzden farklı olarak çok keskin çizgiler de ayrılmadığı dönemlerde yaşamıştır. Özellikle de Osmanlı şehzadelerinin büyük çoğunluğunun Hristiyan geçmişi olan anneleri olduğundan dolayı bu durum daha iyi anlaşılabilir. O dönemde Balkanlar bölgesinde Osmanlı askerleri varlığını kabul ettirmiş görünse de gizlice bağımsızlık amacı ile bu bölgenin halkı hayata tutunma geleneğini sürdürmüştür. İskender Bey gibi önemli örnekleri meydana gelmiştir. Bu zamanda bakılarak Osmanlı egemenliğini tanıma istemeyen bölge halkı için Şehzade Yahya'nın varlığı kullanılabilir olsa da Yahya'nın tahta geçerse aldığı din ile hüküm sürmesi düşünülmüştür. Osmanlı topraklarında Şehzade Yahya Hristiyanlığı yayacağı ortaya atılan bir düşünce, oluşan bir varsayımdır. Şehzade Yahya ne kadar Hristiyanlık ile ilgili yaşam sürmüş olsa da Müslüman bir babanın oğlu idi. Padişahın tahta olduğu zamanlarda oğulları arasında taht kavgası yaşanarak o dönemde şehzadelerin öldürülmesi sık rastlanan olaylar arasında yer almaktaydı. o dönemlerde çoğu zaman babalar bile oğullarını taht düşmanı olarak gördükleri için kendi elleriyle evlatlarının canıma kırdıkları olmuştur. Şehzadelerin hayatları taht hayatına göre yaşandığı için hayatları oldukça sıkıntılı bir dönemden geçerdi. Şehzade Yahya'da yaşadığı hayat içerisinde belirli bölgelerde yaşayarak; kendisine bir düzen kuramamıştır. Amacına ulaşamadan amansız bir hastalık sebebi ile hayata gözlerini kapamıştır.
]]>
Şehzade Bayezid https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-bayezid.html Tue, 04 Dec 2018 05:27:30 +0000 Şehzade Bayezid,I. Süleymanın üçüncü oğlu olan Şehzade Bayezid Hürrem sultanının en çok sevdiği evladıdır. I. Süleyman'ın, şehzadenin ülke yönetimde aktif olarak kendisini geliştirilmesi amacıyla Konya, Kütahya ve Karam Şehzade Bayezid,I. Süleymanın üçüncü oğlu olan Şehzade Bayezid Hürrem sultanının en çok sevdiği evladıdır. I. Süleyman'ın, şehzadenin ülke yönetimde aktif olarak kendisini geliştirilmesi amacıyla Konya, Kütahya ve Karaman sancak beyliklerinin yönetimi verilmiştir. Tarih de oldukça fazla söz edilen Hürrem Sultan'ın desteği ile tahtın varisi olarak ciddi anlamda taht mücadelesine girişen Şahzade Bayezid annesinin vefatından sonra askeri ve siyasi alanda güçsüz kalmıştır. Ancak bu dönemde ablası Mihriman Sultan'ın desteğini almasına rağmen abisi Şehzade Selim'in babasının da desteğini alarak askeri ve siyasi alanda ülke yönetiminde ciddi anlamda etki göstermiştir. Ülkeyi şehzade Selim'e bırakmak istemeyen Şehzade Bayezid taraftarlarına alarak babası henüz hayatta iken taht mücadelesine girmiş ancak bu taht mücadelesinde ağır yaralar alarak İran Şahının sarayında babası I.Süleyman tarafından oğullarıyla birlikte boğularak öldürülmüştür. Şehzade Bayezid'ın öldürülmesinden sonra naaşını Sivas ilinde bulunan Melik-i Acem Türbesine defnedildi. 

Şehzade Bayezid'ın Yaşamı,

Şehzadenin Babası Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman ve annesi Hürrem Sultan'dır. İstanbul da 1525 yılında dünyala geldi. Erkek kardeşi Cihangir ile birlikte şanlı bir törenle sünnet edildi. Askeri alanda kendisini geliştirmek amacıyla 1543 yılında Macaristan seferine katıldı. Askeri alanda bir çok başarılar genç yaşında gerçekleştiren Şehzade Bayazid 1546 yılında Karaman Sancak Beyliği görevine getirildi ve 1548 yılında düzenlenen ikinci İran seferin dönüşünde babasını Akşehir'de karşıladı. Kanuni Sultan Süleyman 1555 yılında İran'a 3 seferinde çıkarken taht kavgalarını engellemek ve sefer sonucu taht kavgalarıyla karşılamamak amacıyla Edirne'ye gönderildi. Ordu sefere çıktığı dönemde Konya'da Şehzade Mustafa'nın boğulma ile akabinde Şehzade Cihangirin hastalanarak Halep'te yaşamını yitirmesi üzerine Bayezid tahtın iki varisinden biri haline geldi. Tahtın diğer varisi ise bu dönemde Şehzade Selim olarak kaldı. Bu dönemdee şehzade Mustafa'nın boğularak öldürülmesinden sonra düzmece Mustafa olayında, Şehzade Bayezid'in isyancı kuvvetleri durdurmakta geciktiği, hatta Şehzade Mustafa'nın öldürülmesini tertiplediği iddiaları  ortaya çıktı. Sefer dönüşü Kanuni Sultan Süleyman'ın oğluna güveni ciddi anlamda sarsıldı ancak kendisine bir ceza verilmeyerek Kütahya'ya gönderildi. Bunun üzerine Kütahya'ya gönderilen şehzade Bayezid ben kulunuzu muradına irgürdünüz diyerek mektup yazarak teşekkür etmesi tahtın varisi olduğunu kendini gördüğünün nişanı niteliğindedir. 

Şehzade BayezidŞehzade Bayezid'ın Siyasi Otoritesi,

Annesi Hürrem Sultan kendisiyle aynı siyasi düşünceye sahip olan Şehzade Bayezid'ın, Kanuni'ye benzer tavırları nedeniyle tahta geçmesini istemekteydi. Yaşamının her anında Şehzade Bayezid'in tahta geçmesi için çabaladı. Hatta bir kısım kaynaklarda Şehzade Murat'ın boğularak öldürülmesinden kurtulmasını Hürrem Sultan'a borçlu olduğu sıkça dile getirilmektedir. Hürrem Sultan'ın 1558 yılında vefatından sonra Hürrem Sultan'ın desteği kaybolmuş ve Bayezid savunması kalmıştır. Bu dönemde durumun sıkıntısının farkında olan Şehzade Bayezid asker toplamaya başlayarak Lala Mustafa Paşanın etkisinde kalarak Şehzade Selim aleyhine propagandalar düzenlemiştir. Oğullarının arasında olan bu sürtüşme Kanuni Sultan Süleyman'ın canını sıktığı ve 1558 yılında Şehzade Selim'i Koyna iline, Şehzade Bayezid'i ise Amasya iline gönderdi. Bu durumu içine sindiremeyen Bayezid bunu kabul etmeyerek Kütahya'da kalmaya çalıştı ancak babasının aşırı ısrarı ile durumun vahametini anlayan şehzade Bayezid Amasya'ya gitmek zorunda kaldı. Durumdan sıkıntı duyan Bayezid babasının kendisini oyalamaya çalıştığını anlayarak kendisine askeri alanda taraftar toplamaya devam etti ve babasına padişah olan yalan söyler mi diyerek taraftar toplamaya devam e]]> Şehzade Mehmet https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-mehmet.html Wed, 05 Dec 2018 00:25:48 +0000 Şehzade Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem'in ilk oğlu olan Şehzade Mehmet 1521 yılında İstanbul ilinde doğmuş ve 1543 yılında Manisa Sarayında vefat etmiştir. Şehzade Mehmet çocukluk yaşından itibaren zekiliği ve sa Şehzade Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem'in ilk oğlu olan Şehzade Mehmet 1521 yılında İstanbul ilinde doğmuş ve 1543 yılında Manisa Sarayında vefat etmiştir. Şehzade Mehmet çocukluk yaşından itibaren zekiliği ve sanata düşkünlüğü Kanuni Sultan Süleyman'ın dikkatini çekmiştir. Eğitimini çocuk döneminde Eski sarayda alan Şehzade Mehmet yaşının ilerlemesi ile I. Süleyman tarafından Matematik, Edebiyat ve Sanatsal alanda özel eğitim aldırılmıştır. Genç şehzade 1540 yılında Saruhan Sancağına alınarak burada askeri eğitim alanında kendisini geliştirmiştir. Akabinde Amasya Sancağına atanarak ilerleyen zamanlarda Saruhan Sancağına tek sorumlu olarak getirilmiştir. Saruhan sancağında yaklaşık olarak 2 yıl kadar kesintisiz görev almıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın, Şehzade Mehmet' e çok fazla değer vermesi Hürrem Sultan'ın hoşuna gitmeyerek bir kısım girişimler neticesinden Kanuni den uzaklaştırılmıştır. Şehzade Mehmet, Ağabeyi Şehzade Mustafa'nın etkisi ile Amasya Sancağına gönderilerek Kanuni Sultan Süleyman'dan  uzaklaştırılmıştır. Şehzade Mehmed'in eğitimiyle ilgilenen Kanuni Sultan Süleyman bir kısım otoritelerce tahtın Şehzade Mehmet'e bırakılacağı söylemlerini ortaya çıkardı. Bu durum diğer taht varislerini endişelendirmesin den kaynaklı olarak Şehzade Mehmet hala sebebi tespit edilemeyen bir durumundan dolayı vefat etmiştir.Şehzade Mehmet 

Şehzade Mehmet'in Öldürülmesi,

Kanuni Sultan Süleyman tarafından genç yaşta vefat eden şehzadesinin arkasından uzunca bir süre yas tutması, Şehzade Mehmet'i sürekli özlemle anması şehzadenin tahtının varisi olduğunu gösterebilir. Şehzadenin ansızın ölümünden sarsılan Kanuni Sultan Süleyman "şehzadeler güzidesi" dediği ve Mimar Sinan'a  1543-1548 yılları arasında İstanbul ilinde Şehzadebaşı Camii'sini yaptırmıştır. Oğlunun ölümünün ardından ve camisinin tamamlanması birlikte oğlunun mezarının bulunduğu yere yakın üst tarafına küçükçe bir taht koydurmuştur. Şehzade Mehmet'in vefatının arkasından Hümaşah Sultan ismindeki bir kızı kalmıştır. Şehzadenin ölümünde bir kısım farklı görüşler bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda şehzadenin çiçek hastalığından öldüğü söylensede bir kısım kaynaklarda eceliyle öldüğü hususunda bilgiler mevcuttur. 
]]>
Şehzade Camii https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-camii.html Wed, 05 Dec 2018 21:07:58 +0000 Şehzade cami, İstanbul'da Fatih ilçesinde Laleli semtinde bulunan ve Mimar Sinan'ın çıraklık eserim olarak nitelendirdiği bir camidir. Aynı zamanda Şehzadebaşı Cami ve Şehzade Mehmet Cami olarak ta bilinir. Cami Kanuni Sultan Sül Şehzade cami, İstanbul'da Fatih ilçesinde Laleli semtinde bulunan ve Mimar Sinan'ın çıraklık eserim olarak nitelendirdiği bir camidir. Aynı zamanda Şehzadebaşı Cami ve Şehzade Mehmet Cami olarak ta bilinir. Cami Kanuni Sultan Süleyman tarafından 22 yaşındayken 1543 senesinde ölen oğlu Şehzade Mehmet adına yaptırılmıştır. Caminin yapımı 1543 ve 1548 yılları arasında tamamlanmıştır. Gösterişli 18,42 metrelik kubbesi olan caminin bu kubbesi 4 tane büyük yarım kubbeye yaslanmaktır. 12 sütunlu 16 kubbeli olan şadırvanı, çift şerefeli olan çift minaresi bulunmaktadır. Medrese, imaret, tabhane ile türbeler caminin bahçesi ve arka sokakta yer alır. Şehzadenin türbesi de çinilerle süslenmiştir. Ortada bulunan sanduka Şehzade Mehmet'e, sağ taraftaki Şehzade Cihangir'e aittir. Solda Hümaşah Sultan'ın, şehzadenin solunda ise Rüstem Paşa'nın türbesi vardır. Öbür şehzadelerin türbeleri ise, Vefa tarafında bulunur. Avlunun dışında da Destari Mustafa Paşa'ya ait türbe bulunur.

Şehzade CamiiŞehzade Cami mimari özellikleri

Mimar Sinan'ın en güzel eserlerinden olan ve çıraklık eserim olarak nitelendirdiği bu cami 4 yıl içinde tamamlanmıştır. Mimar Sinan'ın çıraklık eseri dediği Şehzade Cami, kalfalık eseri olarak tanımladığı Süleymaniye Cami, ustalık eserim dediği Edirne'deki Selimiye Cami, onun mimari dehasını ortaya koyan en güzel eserlerdir.

Bu camide Sinan yarım kubbe sorununu ilk kez ele almış ve 4 yarım kubbeli bir yapı oluşturmuştur. Burada Rönesans dönemi mimarlarının hayallerini inşa etmiştir. Kare plana sahip olan caminin üzeri yarım küre biçiminde büyük bir kubbe ile çevresinde 4 yarım kubbeyle örtülüdür. Dört köşesinde yarım küre ile dört küçük kubbe bulunmaktadır. Kubbelerin hepsi 4 tane büyük fil ayağının üzerine oturmuştur. Mimar Sinan'ın diğer eserlerinde olduğu gibi camide sadeli ve tezyinat bulunmaktadır. Caminin dış avlusunda 6 kapı bulunur. Cümle kapısı duvarının iki tarafında bulunan çift şerefeli olan iki minare caminin en görkemli alanlarından kabul edilir. Mimar Sinan'ın bu caminin minarelerinde kullandığı tezyinat diğer cami minarelerinde görülmez. Yani bunlar emsalsiz denilebilir.

4 yarım kubbeyle desteklenmiş merkezi kubbeyle örtülüdür. Kare içine oturmuş haçvari plan Osmanlı mimarisinde gelişimin en son noktasıdır. Bundan öncekiler Üç Şerefeli Cami'de, Eski Fatih Camisinde ve Mihrimah Sultan Camisinde görülmektedir. Mimar Sinan'ın daha sonra yaptığı camiler daha ileri mimari özellikler arz etse de, 17. yüzyılda bu cami planıyla oldukça beğenilmiştir.

Şehzade Cami'sinin şadırvan avlusuyla cami kitlesi de birbirine eş karedir. Kubbenin çapı 19 metre, zeminden yükseliği ise 37 metredir. Merkezi kubbede pandatifli kare baldaken oluşturmaktadır. Kubbeyi taşıyan dört tane ayak fazla yer kaplamadığı için, mekan bütünlüğü mükemmel bir şekilde sağlanmıştır. Dışta büyük olan orta kubbenin oturmuş olduğu kare bölümün dört köşesiyle yarım kubbelerin yan taraflarına dört ağırlık kubbesi konmuş ve bu sayede kemerlerin açılmasına engel olunmuştur. Bu sayede camiye kademe şeklinde yükselme sağlanmıştır. Yan galeriler olmadığından, mekanda bütünlük sağlanmıştır. İçeride sadece hünkarla müezzine birer tane küçük mahfil yerleştirilmiştir. Masif duvarlar kullanmak yerine, Osmanlı mimarisinde ilk defa dış mimaride revak kullanılması dikkat çekicidir. Minarelerde çok zarif bezemeyle donatılmıştır.

Şehzade Camisinin avlusunda da 5X5 olarak bölünmüştür. Kubbelerin büyüklüğü ve yüksekliği aynıdır. Avlu Osmanlı mimarisinin en dengeli avluları arasındadır. Merkezdeki sekizgen şadırvan ortalama bir modül kadardır. Bu caminin avlusu Beyazıd Caminin avlusuyla birlikte Osmanlı mimarisinde en dengeli ve güzel olan avlulardır. Mermer olan revak sütunlar 12 tanedir. Bunları örten kubbelerde 16 tanedir. Kısaca Şehzade Cami dışında kullanılan bezemelerle, çok renkliliği vurgulayan özellikleriyle, minarelerindeki bezemelerle eşsiz eserlerden biridir. Mihrabı, minberi ve müezzin mahfili ise mermerden]]> Şehzade Selim https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-selim.html Thu, 06 Dec 2018 07:04:10 +0000 Şehzade Selim, I. Süleyman ve Hürrem Sultan'ın evlatlarından biri olan Şehzâde Selim, 28 Mayıs 1524 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir.  Hürrem Sultan dönemin kadar Osmanlı padişahları eski sarayda yaşamalarından haliy Şehzade Selim, I. Süleyman ve Hürrem Sultan'ın evlatlarından biri olan Şehzâde Selim, 28 Mayıs 1524 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir.  Hürrem Sultan dönemin kadar Osmanlı padişahları eski sarayda yaşamalarından haliyle çocuklar valideleriyle buraya getirilirdi.  16 yıl boyunca eski sarayda aldığı eğitimin ardından Konya Sancakbeyliği'ne askeri alanda kendini geliştirmesi amacıyla tayin edilmiştir. İki yıl sonra şehzadelerin sancağı olarak bilinen Saruhan yani Manisa Sancağı'na atanmıştır. Kanunî Sultan Süleyman'ın oğulları arasında cereyan eden saltanat mücadelesi içinde kendisine hiç şans tanımıyorken diğer kardeşlerinin babaları Kanuni Sultan Süleyman'a karşı olması ve hastalıklardan kaynaklı olarak rakipsiz kalarak babasının vefatından sonra görev yaptığı Manisa ilinden İstanbul'a gelerek padişah olmuştur.


Şehzade Selim tahta çıkınca ilk olarak babasının cenazesi için Belgrat'a gitmiştir. Babasının sefer sırasında kuşatma esnasında vefat etmesini askerlerden gizlemiştir. Savaş meydanında padişahın vefat ettiğini duyan askerler motivasyonlarını kaybedeceklerini düşünerek yeni padişah  Belgrat'a ulaştığında ölüm haberi askere bildirmiştir. Haberi alan asker moral ve motivasyon açısından çökmüşse de Veziriâzam Sokollu Mehmed Paşa'nın özverili gayretleri şehzade Selim'in ordusunun padişahın ordugaha yakın bulunması nedeniyle bu savaşın seyri değişmiştir. 

Şehzade Selim döneminde devlet işlerinin büyük bir kısmının Ve­zi­ri­azam Sokulu Mehmed Paşa'ya bırakıldığı dönemler olmuştur. Bu zaman döneminden padişahın damadı da olan Sokulu Mehmet Paşa devlet idaresini sevmesi ve yöneticilik kabiliyetinden dolayı ülke yönetimi devlet yönetimi bakamından Şehzade Selim tarafından belli zaman aralığında Sokulu Mehmet Paşa'ya bırakılmıştır. Sokulu Mehmet Paşa da ülkenin tamamen idaresini teslim alarak İkinci Selime bağlı olarak ülke yönetimini alarak Sokulu Mehmet Paşa dönemini resmen başlamıştır. 

Şehzade Selim Dönemi Askeri Başarılar
İkinci Selim döneminde devletin büyümesi ve gücünde pek bir değişiklik görülmemiştir. Avusturya ile karşılıklı olarak Edirne Anlaşması imzalandığı görülmüş,  İran ile ikili ilişkiler iyi olarak devam etmiştir. Yemen'de Osmanlı aleyhtarı hareketler karşısında gereken tedbirlerin alınması sağlanarak çıkan isyanlar bastırılmıştır.  Rusların, Kazan ve Astarhan hanlıklarını açmış olduğu savaş neticesinde Kırım hanına destek verilerek  bu durum engellenmeye çalışılmıştır. Hem Rusların bölgedeki aktif faaliyetlerini kısıtlamak hem de İran coğrafyası üzerinde  yapılacak askeri hareketler yapılan Don-Volga kanal projesi ile engellenmiştir. İkinci Selim döneminde  Akdeniz üzerinde hakimiyeti sağlamak amacıyla Tunus fethedilmiş, bu arada Kıbrıs'a çıkarma yapılarak resmen Ağustos 1571 tarihinde Kıbrıs, Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

Şehzade SelimŞahzade Selim'in Vefatı
Bir çok savaş ve sefere katılan şehzade Selim haremde bulunan hamamda ayağının kayması sonucunda düşerek ciddi anlamda yaralanmıştır. Hekimler tarafından tedavi edilmeye çalışılmış ise de 15 Aralık 1574 yılında vefat etmiş. Ülke üzerindeki padişahlığı 8 yıl 2 ay 19 gün sürmüş olan şehzade Selim Ayasofya Camii avlusuna inşa ettirilen türbeye defnedilmiştir. Şehzade Selim tarih de ordunun başında sefere çıkmayan ilk padişahtır. Bu sebeple kendisinden sonra gelen bir kısım padişahlara kötü örnek olmuştur. Devlet işlerine doğrudan müdahale etmese de devletin yönetilmesi bakımından iyi yöneticileri devlet idaresine getirerek yapılan işlemleri denetlemiştir. Bir çok sanat eseri şehzade selim döneminde yapılmıştır. Şehzade Selim tarihte bir ilk olan Osmanlı şehzadelerinin sancağa çıkma usulünü değiştirerek sadece en büyük şehzadeyi veliaht olarak belirlemiş ve veliaht şehzadeyi sancağı olan Manisa iline göndermiştir. 

]]> Şehzade Süleyman https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-suleyman.html Thu, 06 Dec 2018 08:09:29 +0000 Şehzade Süleyman, Osmanlı Padişahı Orhan Gazi'nin büyük oğlu olan Şehzade Süleyman'ın annesi ise Nilüfer Hatun'dur. Doğum tarihi net olarak bilinmemekle birlikte doğum yılı 1316 olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı Devlet Şehzade Süleyman, Osmanlı Padişahı Orhan Gazi'nin büyük oğlu olan Şehzade Süleyman'ın annesi ise Nilüfer Hatun'dur. Doğum tarihi net olarak bilinmemekle birlikte doğum yılı 1316 olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'ye ve Avrupa'ya geçişini sağlayan Şehzade Süleyman, Rumeli Fatihi olarak da anılmaktadır.

Şehzade Süleyman'ın Ailesi

Şehzade Süleyman'ın Selçuk Hatun ve İsfendiyaroğlu Kötürüm Bayezit'in kızı olmak üzere iki evlilik yaptığı bilinmektedir. Bu evliliklerinden Melik Nasır, İshak ve İsmail adlarında üç oğlu ve Sultan Hatun, Efendize Hatun adlarında da iki kızı dünyaya gelmiştir.
Melik Nasır Bolayır civarında katıldığı Akça Liman'ı seferi sırasında boğularak ölmüştür. İshak ve İsmail ise Rumeli'de akıncı beyi olarak görev yapmışlardır.
Sultan Hatun ise Candaroğlu Süleyman Paşa ile evlendi. Sultan Hatun'un cenazesi Sinop'ta Aynalı Kadın adı verilen türbeye, Efendize Hatun ise Akşehir'de İmaret Cami haziresine defnedilmiştir.

Şehzade Süleyman'ın Osmanlı Devleti'ne katkıları

İlk hizmetini Gerede'de yönetici olarak yapan Şehzade Süleyman, İznik ve İzmit fetihlerine katılmıştır. Büyük katkılar sağladığı Karesioğulları Beyliği'ne bey olarak atanmıştır. Ayrıca İznik, Göynük ve Mudurnu civarı kendisine tımar olarak verilmiştir. Sırplar ile savaşarak Selanik'i almış ve Bizanslılara teslim etmiştir. Ayrıca Bulgarlar ile Dimetoka'da savaşarak Rumeli'de tekrar üstünlük kurmuştur. Bu başarıdan dolayı kendisine Çimpe Kalesi üs olarak verilmiştir. Marmara Bölgesi'nde Gelibolu dahil olmak üzere birçok yeri fethetti ancak Bizanslılar ile yapılan antlaşma gereği sonradan bu toprakları boşaltmıştır. Eretna Beyliği beyi Alaaddin Eretna'nın ölümüyle iç karışıklıklardan istifade eden Şehzade Süleyman, Ankara'yı zaptetmeyi başarmıştır. Bir süre sonra Bizans'ın imparator değişimi üzerine gözünü tekrardan Trakya'ya çevirmiştir.
Rumeli'ye üçüncü geçişi ile birlikte ordusunu Biga'da toplamış Çardak Limanı'nda gemilerini yan yana dizerek Çanakkale Boğazı'nı geçmiştir. Bu işlemden sonra Bolayır'ı kendine üs olarak belirlemiş ve Anadolu'dan getirdiği Türkmen ailelerini buraya yerleştirmiştir. Rumeli'ye yapılan iskan politikası ile buralarda kalıcı olmayı amaçlamıştır. Daha önce gerçekleştirdiği harekat ve tecrübelerine dayanarak Gelibolu Yarımadası'nın Osmanlı'ya katılımını sağlamıştır.

Şehzade SüleymanŞehzade Süleyman'ın vefatı

Ölüm tarihi ile ilgili çeşitli iddialar bulunmaktadır. Bir iddaya göre Seydikavağı ile Bolayır arasında avlanırken atından düşerek vefat etmiş, vasiyeti gereği cenazesi Bolayır'da yaptırdığı türbeye defnedilmiştir. Aşıkzade Tarihi ölüm tarihini 1356, Anonimler ve Oruc tarihi ise ölüm tarihini 1357 olarak vermektedir. Ruhi ise Şehzade Süleyman'ın Rumeli'de 6 sene verdiği mücadele sonrası vefat ettiğini söylemiştir. Bu görüşe göre 1356 yılında öldüğü hesaplanmıştır. Bizanslı tarihçi Nikeforas Gregoras ise Şehzade Süleyman'ın vefatının, kardeşi Şehzade Halil'in esir düştüğü 1357 yılından kısa bir süre sonra gerçekleştiğini belirtmiştir.
]]>
Şehzade Mustafa https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-mustafa.html Fri, 07 Dec 2018 01:10:30 +0000 Şehzade Mustafa, Osmanlı hanedan şeceresinde 1. Mustafa olarak kayıtlara geçmiştir. 1515 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzade olarak Saruhan'da (Manisa) görev yaptığı sırada Mahidevran Sultan'dan doğmuştur. Dedesi Şehzade Mustafa, Osmanlı hanedan şeceresinde 1. Mustafa olarak kayıtlara geçmiştir. 1515 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzade olarak Saruhan'da (Manisa) görev yaptığı sırada Mahidevran Sultan'dan doğmuştur. Dedesi Yavuz Sultan Selim'in vefatı üzerine babası Sultan Süleyman ile birlikte Payitahtta geldi. Bu nedenle Şehzade Mustafa babasından sonraki veliaht şehzade olarak kabul görmeye başlamıştı. Eşi 1525 Kırım doğumludur, şehzadenin ölümünden sonra Pertev Mustafa paşa ile evlendirilmiştir, erkek çocukları taht için gelecekte tehlike doğuracağı endişesiyle dedeleri Sultan Süleyman tarafından öldürtülmüştür.

Şehzade MustafaŞehzade Mustafa'nın kişiliği nasıldır

Mustafa oldukça yetenekli bir şehzade idi. Hattat ve şair olarak birçok eseri bulunmaktadır. Manisa'da saray, cami, çeşme ve türbeler yaptırdı. Şehzade Mustafa'dan İtalyan elçi Bernardo Navagero ve Fransız elçi Jean De Foret bahsederken "İktidarı devir alacak yaşa ve olgunluğa ulaştığı, dikkatli, tedbirli ve son derece eğitimli bir şehzade olarak anlatmışlardır.  Hal ve hareketleri dedesi Yavuz Sultan'a benziyordu. Şehzade Mustafa Amasya'da bulunduğu sırada devrin alimlerinden olan Celalzade Salih Çelebi, Manisa'lı Senai Mehmet Çelebi, Şair Lali Çelebi gibi değerli müderrislerden ilim tahsil etti, Şehzade hocaları tarafından çok sevilirdi, hocası Mustafa Sururi Efendi, Mustafa'nın katli üzerine padişahın verdiği hiç bir görevi kabul etmemiş ve padişahla bir daha görüşmemiştir. Sultan Süleyman'a yazdığı mektupta; 

"Cihan padişahı gibi adil,
Atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz,
Büyük atası Mehmet gibi zeki,
Devlet-i Aliye'nin gördüğü en parlak şehzade" olduğunu anlatarak şehzade Mustafa'nın nedenli başarılı olduğunu anlatmıştır.

Şehzade Mustafa'nın bulunduğu görevler;
  • 1533 - 1541 yılları arasında Saruhan Sancak beyliği yaptı. Osmanlı sultanlarının padişahlığa hazırlandığı sancak olması nedeniyle önemliydi. 
  • Aynı yıllarda Aydın Sancak beyliği yaptı. 
  • Boğdan seferinde 1541 yılında İstanbul muhafızlığı yaptı.
  • Hürrem sultanın etkisiyle Şehzade Mustafa 1541 yılında Amasya sancak beyliğine atandı. 
Şehzade Mustafa veliaht şehzade idi, bu nedenle gözde şehzade olarak bilinirdi. Fakat padişah haremine Hürrem Sultan'ın girmesiyle işler iyice değişmeye başladı. Mahidevran'dan  ve dört şehzade doğuran Hürrem Sultan arasında kendi çocuklarının gelecekte padişah olması konusunda bitmek tükenmek bilmeyen çekişmeler başladı. Hürrem Sultan'ın etkisiyle Manisa'dan Amasya'ya sürülen Şehzade Mustafa'nın yerine üvey kardeşi Hürrem'in oğlu büyük oğlu şehzade Mehmet getirildi. Askerler bu duruma tepki gösterdi. Padişah ordunun gazını almak için şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü, doğu sancaklarının güvenliği için Amasya sancak beyliğine gönderildiğini halka anlatılmasını istedi. Şehzade Mehmet'in 1543'te ani ölümü üzerine Hürrem'in ikinci çocuğu olan şehzade Selim (padişah olduğunda Sarı Selim olarak anılacak)  Saruhan Sancak beyliğine getirilirken, Şehzade Mustafa'nın da yeri değiştirilmiş Konya Sancak Beyliğine getirilmiştir. 

Şehzade Mustafa'yı ölüme götüren hata,

Taht yarışının iyice kızıştığı sarayda Sadrazam Damat Rüstem Paşa ve Hürrem Sultan yakın ilişki içindeydi. Kaynakların belirttiğine göre Rüstem Paşa sahte istihbarat raporları üreterek Sultan Süleyman'a sunuyor, her mektuptan sonra Sultan Süleyman inanmak istemiyor fakat her mektubun hayali kafasını karıştırıyordu. İlk önceleri mektuplara itibar etmeyen Sultan artık bu tür mektupların kendisine getirilmemesini ister. Fakat şehzade Mustafa yanına yerleştirilen devlet adamları sayesinde şehzade Mustafa kumpasa gelmiş, yanındaki akıl hocalarının etkisiyle kandırılmıştır. Akıl hocaları özetle şehzade Mustafa'ya padişahın tahtı kendisi]]> Şehzade Ahmet https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-ahmet.html Fri, 07 Dec 2018 20:43:22 +0000 Şehzade Ahmet, 2. Beyazıt'ın Bülbül Hatun'dan olan ve sağlığında hayatta kalmış olan en büyük oğludur. 1466 yılında Amasya'da doğan şehzadenin ölüm yılı 1513-1514 olarak tarih kayıtlarında yer almaktadır. Şehzade Ahme Şehzade Ahmet, 2. Beyazıt'ın Bülbül Hatun'dan olan ve sağlığında hayatta kalmış olan en büyük oğludur. 1466 yılında Amasya'da doğan şehzadenin ölüm yılı 1513-1514 olarak tarih kayıtlarında yer almaktadır. Şehzade Ahmet babasının tahta çıkışından sonra, 12 Mart 1481 tarihinde Amasya valiliğine getirilmiştir.
2. Beyazıd tarafından sevilen, Vezir-i azam Hadım Ali Paşa tarafından desteklenen bir şehzade olduğu kadar, devletin ileri gelenleri de kendisini tutardı. Çünkü bu şekilde yerlerini daha kolay koruyacaklarını düşünürlerdi. Hadım Ali Paşa kendisine padişahın adına teminat vermiş ve bunun Şahkulu İsyanı sonrasında olacağını bile belirtmiştir. Bu yüzden Şehzade Ahmet kendini hükümdar gibi görerek, askerlere ve komutanlara iyiliklerde bulunmuştur. Bu iyiliklere rağmen yeniçeriler kendisine itaat etmek yerine, "Padişahımız hayatta olduğu sürece başka birini hükümdar olarak tanımayız" diyerek tepki vermiştir. 

2. Beyazıd Hadım Ali Paşa'nın Şahkulu isyanının bastırılması sırasında ölmesi ve o dönem Karaman valisi olarak görev yapan Şehzade Şehinşah'ın vefat haberini alınca, üzüntüden tahtı bırakma kararı almıştır. Bunun üzerine devletin ileri gelenleriyle yapılan görüşmede, hükümdar olarak Şehzade Ahmet'in gelmesi kararı alınmıştır. Bunun üzerine şehzade İstanbul'a çağrılmıştır. Fakat Maltepe'ye kadar gelen şehzadeye yeniçerilerden onay çıkmamıştır. Yeniçeriler Şehzade Selim'e gösterdikleri sadakatla onun hükümdar olmasını istiyorlardı. Bu arada Şehzade Selim İstanbul'a gelerek yeniçerileri toplamış ve tahta çıkmıştır.Şehzade Ahmet 

Bu durum Şehzade Ahmet tarafından üzüntüyle karşılanmış, ikinci şehzadesi olan Alaeddin'i vali olarak Bursa'ya bırakarak, Amasya'ya geri dönme kararı almıştır. Ankara'ya ulaştığında, Konya'ya giderek Anadolu'yu istila etme ve saltanatını ilan etme kararı almıştır. Fakat Malkoçoğlu Tur Ali Bey tarafından hücuma uğradığından, Amasya'ya geri dönmüştür. Tur Ali Bey kendisinin arkasından Amasya'ya gelmiş, bunun üzerine şehzade Sivas'a yönlenmiştir. Daha sonra yeniden Amasya'ya dönerek, Nisan 1512 yılında burada saltanatını ilan etmiştir. Fermanlarla Anadolu'nun hükümdarını olduğunu iletmiş, saldırı için asker toplamaya başlamıştır. Kendisine gelen bir mektup yüzünden harekete geçmiş ve Yenişehir'de Sultan Selim ile kanlı bir savaş yapmıştır. Burada esir düşmüş, Sultan Selim'e getirilirken yayının kirişi yüzünden boğulmuştur. Şehzade Ahmet'in naaşı 2. Sultan Murat türbesine konmuştur.
]]>
Şehzade Abdullah https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-abdullah.html Sat, 08 Dec 2018 14:58:48 +0000 Şehzade Abdullah (1522-1524), Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen erkek çocuğudur. 1524 senesinde hayatını kaybeden Abdullah'ın, rahatsızlık sebebinden hayatını kaybettiği yada öldürüldü Şehzade Abdullah (1522-1524), Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen erkek çocuğudur. 1524 senesinde hayatını kaybeden Abdullah'ın, rahatsızlık sebebinden hayatını kaybettiği yada öldürüldüğü doğrultusunda görüşler mevcuttur.   
 
Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı imparatorluğunun en uzunca zaman tahtta kalmış padişahıdır. Bu zaman içinde en az 5 eşi olduğu kesinlikle kaynaklar aracılığıyla doğrulanır. Hanedanın devamı amaçlı nihai derece ciddi meydana gelen şehzadeler, Kanuni çağında epeyce büyük bir koltuk teşkil etmiştir.Şehzade Abdullah 

Kanuni Sultan Süleyman'ın kaç tane çocuğu olduğuna dair tarihçiler çeşitli görüşler öne sürmektedirler. Bazıları bu sayının sekiz olduğu yönünde argüman ederken bazıları da Kanuni'nin on beşten yüksek çocuğu olduğunu söyler. Bununla beraber Hürrem Sultan'ın Kanuni'nin en çok sayıda çocuğunu doğuran eşidir. Bunların içinde Kanuni'nin ardından tahta geçerek II. Selim unvanını alacak Şehzade Selim de koltuk almaktadır. Osmanlı şehzadelerine can veren akrabalarının adları verildiği amaçlı I. Süleyman'ın bu isimde iki şehzadesi meydana geldiği düşünülür. Hürrem Sultan'ın dünyaya getirdiği 2. şehzade Abdullah, doğumundan üç yıl ardından geçirdiği bir rahatsızlık sonucu olarak artık çocuk denilebilecek bir yaşta ölmüş ayrıca birtakım kaynaklara yönelik 1522 ile 1524 seneleri içinde yaşamıştır. 
]]>
Şehzade Cihangir https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-cihangir.html Sat, 08 Dec 2018 15:18:59 +0000 Şehzade Cihangir, 1531 yılında İstanbul da dünyaya gelmiştir. Osmanlı Padişahı olan I. Süleyman'ın, Hürrem Sultan dan olan beşinci oğludur. Fiziksel rahatsızlıkları olması sebebiyle sancak istememiştir.Çok az say Şehzade Cihangir, 1531 yılında İstanbul da dünyaya gelmiştirOsmanlı Padişahı olan I. Süleyman'ın, Hürrem Sultan dan olan beşinci oğludur. Fiziksel rahatsızlıkları olması sebebiyle sancak istememiştir.Çok az sayıda sefere katılmıştır. 

Şehzade Cihangiri rahatsızlığından ötürü, öz kardeşleri dahi dışlamıştır. Şehzade Cihangiri dışlamayan ve ona öz kardeşlerinden daha çok sevgi gösterip iyi davranan ağabeyi, Şehzade Mustafa olmuştur. Şehzade Cihangir ruhen, duygusal bir karaktere sahip iken; fiziksel olarak da çok zayıf bir yapıya sahip idi. Doğuştan kambur olarak dünyaya gelen Cihangir için, babası Sultan Süleyman, ona cihanı sırtında taşıyan kişi manasına gelen, Cihangir adını vermiştir. Şehzade Cihangir de, öz kardeşlerinden daha fazla Şehzade Mustafa'yı sevmiştir. Şehzade Mustafa'nın Sultan Süleyman'a  karşı çıkması bahane gösterilerek öldürülmesinin ardından, aynı yıl ağabeyinin acısına dayanmayan Şehzade Cihangir de, Halep de ölmüştür. Kendisi bir yazı ustası olup, aynı zamanda Zarifi mahlasını kullanan bir şairdir.Şehzade Cihangir

Ağabeyi Şehzade Mustafa'nın boğdurulduğu esnada, o da babasının çadırında olduğundan dolayı, olayı en yakından yaşayan kişilerden biri olmuştur. Bu, onun ruhunda öylesine fazla bir hasar bırakmıştır ki, idam sonrası düştüğü büyük melankoli sonucunda, daha fazla dayanamayarak, babasıyla Halep e vardıklarında, yani 1553 senesinde ölmüştür.

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Cihangir mahallesi, bu ismini Şehzade Cihangir den almıştır. Babası Sultan Süleyman, bu yeri onun adına kurdurmuş olup, yine aynı yere, cami, imarethane, tekke ve türbe yaptırmıştır. Şehzade Cihangir in kabri, İstanbul daki Şehzadebaşı Camii sinde bulunan, ağabeyi olan Şehzade Mehmed'in yanı başında bulunmaktadır.

]]>
Şehzade Korkut https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-korkut.html Sun, 09 Dec 2018 09:54:37 +0000 Şehzade Korkut, Doğumu 1467 Amasya,  vefatı ise 1513 Emet  olarak kayıtlara geçmiştir, Sultan II. Bayezid ve Nigar Hatun'un şehzadesi ve Yavuz Sultan Selim'in de (I. Selim) ağabeyidir. Babasına tahta çıkışında önemli d Şehzade Korkut, Doğumu 1467 Amasya,  vefatı ise 1513 Emet  olarak kayıtlara geçmiştir, Sultan II. Bayezid ve Nigar Hatun'un şehzadesi ve Yavuz Sultan Selim'in de 
(I. Selim) ağabeyidir. Babasına tahta çıkışında önemli desteği olmuştur. II. Bayezid'in tahta çıkmasına kadar geçen sürede, onu temsilen saltanat kaymakamlığı görevini  yapmıştır. Yavuz Sultan Selim ile aynı anneden olan Şehzade Korkut, kardeşinin tahta geçtiği ilk yıllarda  Yavuz Sultan Selim'in padişahlığını tanımış fakat sonradan isyan etmiştir.

Şehzade Korkut Gençliği; 

1467 yılında Amasya sarayında doğan Şehzade korkut. İstanbul'da dedesi Fatih Sultan Mehmed'in sarayında iyi bir eğitim görmüş. Farsça ve Arapça yı bu eğitimi sırasında öğrenmiştir. Dedesinin vefatı üzerine, babası II. Bayezid İstanbul'a gelip tahta çıkıncaya kadar saltanat tahtına vekalet etmiştir. 1491'de merkezi Manisa'da olan Saruhan Sancak beyliğine atandı. 1502 de Amasya Sancak beyi Ahmed'in itirazıyla, merkezi Antalya olan Teke Sancak beyliğine gönderildi ve Hamid sancağı da kendisine bağlandı. Osmanlının denizcilikte gelişmesine çok katkısı olduğu kayıtlarla sabittir.

Şehzade Korkut Taht Kavgası ve Ölümü; 

Veliahtlık meselesinin ortaya çıkması üzerine, tekrar Saruhan'a gitme isteği kabul edilmemiş. Babası ve Sadrazam Hadim Ali Paşa veliahtlık konusunda Şehzade Ahmed'den yana taraf olmaları gibi nedenlerle İstanbul'la arası açılmıştır. 1509 da Hac bahanesiyle Antalya'dan Mısıra gitti. Mısırda Memluk sultanı Kansu Gavri tarafından parlak bir törenle karşılanması, babasını kızdırdı. Bağışlanması sonrası 1511 de Antalya'ya tekrar döndü.
Kardeşi Selimin, babasına karşı hareketi üzerine Manisa'ya, sonrada gizlice İstanbul'a gitti. Yeniçerilerden, padişahlık için aradığı yardımı ve desteği bulamayınca, babasının yerine tahta oturan kardeşi Yavuz Sultan Selim'in padişahlığını tanıdı, tekrar Saruhan Sancak beyliğine tayin edildi. Yavuz Sultan Selim, ağabeyinin niyetini öğrenmek için, bazı devlet adamlarının ağzından yazılmış gibi gösterilen mektuplarla padişah olmak için niyeti olup olmadığı yönünde fikri ve kendilerini padişah olarak görmek istedikleri yönde yazılar yazdırdı. Şehzade Korkut'un, mektuplara padişahlık yönünde müspet cevaplar vermesi üzerine, Manisa kuşatıldı. 1513 te Bergama yakınlarında yakalanan Şehzade Korkut Bursa'ya götürülürken Emet'te  Eğrigöz kasabası yakınlarında kapıcı başı Sinan ağa tarafında boğularak öldürüldü. 
Bursa'da Atası Orhan Gazi Türbesinin yakınlarına defnedildi. Cenazesi daha sonra Muradiye külliyesi içinde bulunan Şehzade Ahmed Türbesine nakledilmiştir.

Şehzade KorkutYavuz Sultan Selim'in Pişmanlığı; 

Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ile mücadelenin kendisi için şehzadelik sıfat ve salahiyetleri ile mümkün olamayacağını düşünerek bir an önce Osmanlı padişah tahtına geçmek ihtiyacını hissetmişti. Bu sebeple kardeşi Şehzade Ahmed ve ağabeyi Şehzade Korkut'u öldürterek 1512 de Osmanlı sultanı olmuştur. Yavuz Sultan Selim, malum olan meşhur kuvvetinin ve şiddetçiliğinin yanında, aynı zamanda çok hisli ve ince ruhlu bir insandı. Devletin bekası için bertaraf etmeye mecbur kaldığı abisi Şehzade korkutun tabutunu taşırken şu kelimeler ağzından döküldüğü bildirilmiş. Ey abi ne sen böyle yapaydın ne de ben bunu yapmak mecburiyetinde kalaydım, demiş ve ağlamıştır. Daha sonra Yavuz Sultan Selim Şehzade Korkut un Piyale adındaki sadık adamına  "Seni, büyük bir erdem olan sadakatin,ve vefakarlığın nedeniyle, affediyorum! Bu sadakatinin mükafatı olarak da seni istediğin makama tayin edeyim. İstersen vezirim yapayım"  desede, Bu zat bunu kabul etmedi ve sadakatini zirveye taşıyarak şu kelimeler ağzından döküldü, "Sultanım, bundan gayri benim vazifem Şehzade Korkut beyimin türbedarı olmaktır" demiştir.

İlmi; Dönemin kaynaklarınd]]> Osmanlı Şehzadeleri https://www.sehzade.gen.tr/osmanli-sehzadeleri.html Sun, 09 Dec 2018 17:09:25 +0000 Osmanlı şehzadeleri, Osmanlıların devlet yönetiminde uygulananlar Oğuz töresi olarak tanımlanır. Buna göre mülkün sahibi hanedandır. Devlet hanedan üyeleri tarafından ortak yönetilirdi. Devlet başkanının seçilmesinde yazıl Osmanlı şehzadeleri, Osmanlıların devlet yönetiminde uygulananlar Oğuz töresi olarak tanımlanır. Buna göre mülkün sahibi hanedandır. Devlet hanedan üyeleri tarafından ortak yönetilirdi. Devlet başkanının seçilmesinde yazılı bir sistem olmasa da, kesin fiili bir sistem de bulunmamaktadır. Hanedandaki her üye devlet başkanı olabilirdi. Hanedanda bulunan en hırslı, kabiliyetli şehzade devletin başkanı olurdu. Bu şehzadeler arasından en kalitelisini seçme olanağı verse de, bazen karışıklığa neden olurdu. Osmanlı şehzadeleri eğitimlerinin bir bölümünü sarayda alır, alimler, bilginler şehzadelere hocalık ederdi. Arapça ve Fransızca yabancı dillerini kesinlikle öğrenirlerdi. Sarayda bulunan üçüncü avluda iç oğlanlarla silah kullanmayı ve ata binmeyi öğrenirlerdi. Aldıkları nazari bilgilerin yanı sıra, bunların eğitimini idare ettikleri sancaklarda öğrenirlerdi. Osmanlı şehzadeleri hakkında merak edilen konuları sizler için bir araya topladık. 

Osmanlı şehzadelerinde sancağa gönderilme ne zaman bitti

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şehzade Beyazıd'ın isyanıyla, sancağa sadece veliaht şehzade gönderilmeye başlanmıştır. 2. Selim'in oğlu 3. Murat ile 3. Murat'ın oğlu 3. Mehmed Manisa'da sancakbeyi görevini yapmıştır. Veliaht şehzadelerin sancağa gönderilmesinin yanında diğer şehzadeler de Topkapı Sarayı'nda denetimde olurdu. Veliaht şehzadenin tahta çıkmasıyla ve kendisinin bir varisi olmasından sonra ise, devletin bekası açısından diğer şehzadeler öldürülürdü. Sultan 3. Mehmet 1595 yılında tahta çıkınca büyük şehzade sancağa gönderilmedi. Tüm şehzadeler Topkapı Sarayı'nda yaşamına devam etti. 1. Ahmet 1603 yılında tahta çıkınca, kendi çocuğu olmadığından kardeşi Şehzade Mustafa'yı öldürmemiş, kendi oğulları doğduktan sonra da devletin ileri gelenleri kardeşini öldürmesini istememiştir. Bundan sonra Osmanlı şehzadeleri için 200 yıldır süregelen infaz sona ermiştir. Tüm hanedan üyeleri Topkapı Sarayı'nda denetim altında tutulmuştur.

Osmanlı şehzadeleri sancakları

3. Mehmed dönemiyle birlikte şehzadelerin sancağa gönderilmesi sona ermiştir. Ancak veliaht şehzadeye yine sancak tevdi edilmeye devam edilmiştir. Hanedandaki en büyük şehzadeye kağıt üzerinde sancak idaresi verilirdi. Sancağa ise vekil bir devlet adamı gönderilirdi. Bu uygulama 4. Mehmed dönemiyle birlikte sona ermiştir. 

Önceki uygulamada Osmanlı şehzadeleri babaları padişahlık yaparken, lala denilen tecrübeli devlet adamıyla beraber sancaklara vali atanırlardı. Bu sayede devlet idaresini uygulamalı olarak öğrenirlerdi. Şehzade sancağı olarak Amasya, Manisa ve Kütahya sancakları bilinirdi. Ancak sancak valiliği bu illerle sınırlandırılmamıştır. İmparatorlukta Bursa, Trabzon, İnönü, Konya, İzmit, Kefe, Şebinkarahisar, Balıkesir, Mudurnu, Menteşe, Kastamonu, Sinop, Teke, Çorum, Çankırı, Akşehir gibi illerde Osmanlı şehzadelerinin sancak valisi görevini yaptıkları illerdir.

Osmanlı şehzadeleri lalaları hangi görevi üstlenirdi

İlk zamanlarda şehzadelerin yanında atabey denilen görevliler olurdu. Bu sistem daha sonradan geliştirilmiş ve şehzadelere verilen görevliler lala adını almıştır. Sancağa çıkan şehzadenin yanında olan lala, burasının idaresi ve şehzadenin eğitimiyle sorumlu olmuştur. Devletin merkezinden yapılan yazışmalarda muhatap şehzade yerine lala olurdu. Şehzadelerin her davranışından lala sorumlu olur, şehzadenin padişaha karşı bir faaliyette olmasını engellemekle sorumlu olurlardı. Şehzadelerin sancağa çıkması sone erince, yine lala tayini yapılmıştır. Bunlar saray görevlileri arasından tayin edilmiştir.

Osmanlı Şehzadeleri
Osmanlı şehzadelerinin saraydaki yaşamı

4. Mehmed dönemiyle birlikte 1653 yılında hanedana ait şehzadeler Topkapı Sarayı'nda haremin bitişiğinde olan şimşirlik dene yerde yaşamışla]]> Şehzade Mahmud https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-mahmud.html Mon, 10 Dec 2018 00:06:23 +0000 Şehzade Mahmut, (1584 - 1602), Padişah 3. Murat döneminde Saruhan sancağında görev yapan 3. Mehmet'in oğlu olarak doğmuş olup, annesi haseki Halime Sultan'dır.  Şehzade Mahmut cesur, savaşçı ruha sahip, yetenekli bir şehzad Şehzade Mahmut, (1584 - 1602), Padişah 3. Murat döneminde Saruhan sancağında görev yapan 3. Mehmet'in oğlu olarak doğmuş olup, annesi haseki Halime Sultan'dır.  Şehzade Mahmut cesur, savaşçı ruha sahip, yetenekli bir şehzade idi, Arapça ve Farsça dillerini öğrenmiştir. Devletin Asya'da Safevi, Avrupa'da Avusturya ile ilgili sorunlar karşısında çözüm arayışı içinde oluşu şehzade Mahmut'un dikkatini çekmiş ve çözüm olabilecek tekliflerini babası padişah 3. Mehmet'e sunmuştur. Yetişkinliğin verdiği coşkuyla baba şefkatine sığınarak fikirlerini beyan etmiş fakat bu durum padişah annesi Safiye Sultan ve Şehzade Mahmut'un annesi Halime Sultan tarafından kendi aralarında iktidar mücadelesine dönüşmüştür.

Şehzade Mahmut'u ölüme götüren dikkat çekici sözleri,

Osmanlı'nın Avrupa'da bulunan topraklarının egemenliği tehlikeye düştüğü sırada Avusturya ile 1593 yılında Haç ova savaşı başlamıştır, devlet yönetiminde can sıkıcı gelişmeler yaşanırken Anadolu'da Celaliye isyanları başlamıştır. Padişah 3. Mehmet isyanları bastırmak için uğraşırken babasının durumunu gören Şehzade Mahmut, babası padişah 3. Mehmet'e hitaben; " Beri Serdar olarak Anadolu'ya salın, göreceksiniz ki kısa bir süre de eşkıya güruhunun hakkından geleceğim." diyerek isyanları bastırabileceği cesaretini padişah babasına anlatmaya çalışmıştır. Bu tür konuşmaları padişah babasına sürekli tekrar ediyordu. Söylediği bu sözler etrafta ki rakipleri tarafından dikkatli takip ediliyor, her kelimesi titizlikle yorumlanıyordu, en sonunda bu yorum padişahı devirecek cesaret var yorumuna neden oldu.

Şehzade Mahmut'u ölümüne neden olan şüpheler,

  • 3. Mehmet, annesi Safiye Sultan'ın etkisinde kalan bir padişahtı. Safiye Sultan torununun ordunun başına geçerek Anadolu'dan isyanları başarı ile bastırıp dönerse, İstanbul'da kahraman olarak karşılanacağını, bu durumun Devlit-i Ali'nin nizamı için kabul edilemez olduğunu, böyle bir durumda halkın desteği ile şehzadenin padişah bile olabileceğini oğlu padişah 3. Mehmet'e söyledi.
  • Şehzade Mahmut, babası padişah 3. Mehmet'in annesi ihtiyar valide Sultan tarafından yönetildiğini bu şekilde sorunların halledilemeyeceğini, devletin durumunun hiçte iyi olmadığını düşünüyordu, bir defasında bunu annesi Halime Sultan ile de paylaştı. Bir falcıya başvurarak gelecekte ne olabileceği hakkında bilgi almaya çalıştılar, falcıdan gelen bilgi yazılı olarak gelmiştir. Fakat mektup şehzadenin annesine değil padişahın annesinin eline geçmiştir. Mektupta altı ay içinde oğlunun padişah olacağı yazılı idi, bir hıyanet olduğunu sezinleyen padişah annesi Safiye Sultan durumu oğlu padişaha iletti.
  • Osmanlı devletinin bekası için bir çok bölgede isyan bastırmak için uğraşan padişah eline geçen bir mektupla şüpheleri daha da kuvvetlendi, bu mektup, şehzade Mahmut ile bazı şeyhler arasında geçen padişah aleyhinde olduğu anlaşılan bir mektuptu. Mektupta şehzade Mahmut'un yakında padişah olacağı şeklinde ibareler bulunuyordu.

Şehzade MahmudŞehzade Mahmut'un ölümü,

Şüpheler üzerine Halime Sultan sorguya çekildi, her ne kadar kendini savunsa da ölümden kaçamadı, o gece 30 adamı ile birlikte çuvallara doldurularak canlı canlı denize atıldılar. Şehzade Mahmut ölümünden bir kaç gün önce sarayda bulunuyordu, günlerden cumartesi idi, ertesi gün Saruhan'a gitmek için yola çıkacaktı, gece uyurken dilsiz ve sağır cellatlar tarafından boğazlanarak öldürülmüştür. Tabutunu gizlemek için tabutun üzerine bir şal atılarak ölenin kadın olduğu havası verilmeye çalışılmıştır. Rivayete göre bunun kim olduğunu soran kişiye saray muhafızlarından biri taze bir yiğitti, diyerek acısını ve bağlılığını dile getirmiştir.  

 Osmanlı Hanedanında ismi Şehzade Mahmut olan diğer Şehzadeler;

  •  Şehzade Mahmut Kanuni Sultan Süleyman'ın Fülane Hatun'dan ilk erkek çocuğudur, henüz dokuz yaşında iken hastalıktan ölmüştür. (1512-1521)
  •  Yavuz Sultan Selim'in kardeşi ikinc]]> Şehzade Murat https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-murat.html Mon, 10 Dec 2018 14:00:54 +0000 Şehzade Murat, Yüzyıllar öncesine dayansa da nice yaşanmış hayatlar vardır. Öyle ki, okuduğumuzda kalbimizde hissederiz. Değerli okurlarımız, işte bu neslin binlerce yıl önce gerçekleşen olaylarına dair sizler Şehzade Murat, Yüzyıllar öncesine dayansa da nice yaşanmış hayatlar vardır. Öyle ki, okuduğumuzda kalbimizde hissederiz. Değerli okurlarımız, işte bu neslin binlerce yıl önce gerçekleşen olaylarına dair sizler için hazırladığımız Şehzade Murat konusuna değineceğiz. 1574-1595 yılları arasında, yaklaşık bir asırlık dönemde; Şehzade Murat 4 Temmuz 1546 yılında Manisa'nın Bozdağ yaylasında dünyaya gelmiştir. Babası II. Selim, annesi İtalyan asıllı bir cariye kökenli olan Nurbanu Sultan'dır. Şehzade Murat  Orta boylu, kasları güçlü, giyinmesini sever, gösterişli elbiseler giyer, kumral sakallı, ela gözlü, mücevher takmaktan hoşlanan beyaz tenli bir şehzadeydi. Oldukça cömert olan Şehzade Murat, insanlara yardım etmeyi de çok severdi. Merhametli bir kişiliğe de sahip olan Şehzade Murat, iyi bir eğitim alarak Arapça ve Farsça öğrendi. Babasının 1558 yılında Manisa sancakbeyinden Karaman valiliğine tayin edilmesi üzerine, dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Alaşehir sancakbeyine tayin edilmiştir. Babası Sultan II. Selim padişah olduktan sonra da tekrar Manisa sancak beyine atanmıştır. Şehzadeliği sırasında bulunduğu Manisa da en değerli ulema hocalarından dersler aldı. Osmanlı padişahları içerisinde en alim olan padişahlardan birisidir. Babası II. Selim, vefat ettikten sonra 22 Aralık 1574'de İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturdu. Tahta çıktıktan sonra saltanatı boyunca İstanbul'dan hiç ayrılmadı. Tarih kaynaklarına göre; İmparatorluk haline gelen Osmanlı Devleti'nin çöküşü III. Murat zamanında başladığı kitaplarda yazılmıştır. Şehzade Murat'ın zevkine ve sefaya düşkün olduğu dönemlerde annesi Nurbanu Sultan ve söz konusu kişileri ve devlet yönetimini olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu nedenle sarayda iktidar savaşı başlamış ve hazinenin sıkıntı içine girdiği belirtilir.

    Şehzade Murat

    Şehzade Murat Dönemi; Şehzade Murat'ın saltanatı sırasında saray giderleri sürekli artmış ve saray mensuplarının rüşvet karşılığında devlet görevlerini ehli olmayanlara verilmiş. Bundan dolayı, ölümünde bıraktığı büyük miktardaki borç iç hazineden ödenmişti. O dönemin gümüş parası değeri ile sürekli oynanmış, yiyecek fiyatları artmıştı. Bu yüzden ücretlerin alım gücü düşmüş ve sık sık tekrarlanan kapıkulu ayaklanmaları olmuştur. Kapıkulu askerlerinin anlayışına göre, devlet ocak içindir, şeklindeki sözleri benimsemeleri Şehzade Murat dönemiyle başlamıştır. Kendisinin yazdığı dini ve şiirleri vardır. Bunlar; Türkçe Arapça Farsça divanları olan III. Murat; Fütuhat-ı Siyam adlı tasavvuf konulu bir eseri yazmıştır. Sancakbeyi olduğu dönemde Manisa da Muradiye Külliyesi'ni ve İstanbul'da Ayasofya'da babasının Yahya Efendi türbelerini yaptırmıştır. Ayrıca Mekke ve Medine de medrese yaptırmış. Kabe duvarlarını tamir ettirmiş, suyollarının temizlenmesi sağlamıştır. Yine kendi adına Mora'da Modon kalesi içindeki cami ile Navarin'de bugün hala ayakta duran camiyi yaptırmıştır. Osmanlı padişahlarının 12.sidir. 20 yıl saltanat süren Şehzade Murat 49 yaşında felç geçirerek ölmüş ve yerine büyük oğlu III. Mehmet geçmiştir. 16 Ocak 1595 günü cenazesi törenle kaldırılıp Ayasofya avlusunda II. Selim Türbesi'nin yanına defnedildi. III. Mehmet tıpkı babasının 20 yıl önce yaptığı gibi önce Mudanya'ya, oradan bir tekneyle İstanbul'a gelip tahta geçtikten sonra III. Murat'ın ölümü resmen açıklanmıştır. Konumuz Osmanlı Tarihi olunca dinlerine ve törelerine sımsıkı bağlı kaldılar. Osmanlı insanı kıble yürekliydi. Faziletliydi, çevreciydi, dürüsttü, medeniydi, nazikti; Cihana örnek olmuştu. Osmanlı'da güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüydü. Gayret sahibiydi, zaferler ve başarılar onlar için hayatın bir parçasıydı.

    ]]>
    Şehzade Orhan https://www.sehzade.gen.tr/sehzade-orhan.html Tue, 11 Dec 2018 02:49:02 +0000 Şehzade Orhan, (1412-1453) Orhan Çelebi ya da halk arasında daha yaygın ve bilindik olan Şehzade Orhan beşinci Osmanlı Padişahı olan II. Mehmet'in diğer namı ile Çelebi Mehmet'in ağabeyi Şehzade Kasım Çelebi'nin oğludu Şehzade Orhan, (1412-1453) Orhan Çelebi ya da halk arasında daha yaygın ve bilindik olan Şehzade Orhan beşinci Osmanlı Padişahı olan II. Mehmet'in diğer namı ile Çelebi Mehmet'in ağabeyi Şehzade Kasım Çelebi'nin oğludur. Şehzade Kasım Çelebi, kız kardeşi Sultan Fatma Hanım ile birlikte Bizans'a rehin olarak yollanmıştır. Orhan Çelebi'nin Ali Şah, Vali Han, Cihan Şah ve Buğa Han isimlerinde dört tane oğlu olmuştur. Şehzade Orhan tarihe Bizans'ın bir entrikası olarak kayıt edilmiştir. Bunun sebebi ise Bizans'ın Şehzade Orhan'ı Fatih Sultan Mehmet'in karşısına geçirmeleri oldu.

    Fatih Sultan Mehmet Han, Osmanlı tahtına geçtiğinde, Bizans yine entrika yapmaya başladı. Bu sefer Fatih'in karşısına Çelebi Mehmet Han'ın oğlu olarak bilinen Çelebi Orhan'ı çıkardılar. Sultan I. Murad zamanından beri anlaşma gereğince İstanbul'da bulunan Şehzade Orhan'a Karasu Nehri etrafında bulunan yerlerin hasılatından senelik olarak üç yüz bin akçe veriliyordu. Bizans İmparatoru, Şehzade Orhan için verilen tahsisat hakkında yeni padişaha şunları bildirdi: 
     ''İmparator Kostantinos, her sene kendisine ödenmekte olan üç yüz bin akçeyi kabul etmeye razı olmuyor. Sizin gibi Osman Oğullarından olan Şehzade Orhan, evlilik dönemine gelmiş bir gençtir. Her gün birçok kimseler gelerek kendisine''emir'' diye hitap ediyor ve kendisini bir yönetici, bir padişah ilan etmek istiyorlar. Orhan ise bunlara, bağışlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor olsa bile, kendisinin parası olmadığından dolayı, imparatora başvuruyor. İmparator ise zengin olmadığından, onun istediği parayı veremiyor. Şu iki tercihten birini kabul etmenizi talep ediyoruz. Ya tahsisatı iki katına çıkartınız veyahut Orhan'ı serbest bırakacağız. Osmanlı Oğullarını beslemek mecburiyetinde değiliz. Bunların sizin tarafınızdan verilmesi lazımdır. Orhan'ın, bizim tarafımızdan gerçekleştirilmiş olan tedbiri ve şehirden çıkmaması için ortaya çıkardığımız tedbirler bizim için kafidir. 
    Bizans İmparatoru bu sözleriyle Fatih'e, şayet istediği para verilmeyecek olursa, Şehzade Orhan'ı salıvereceği tehdidinde bulundu. 

    Şehzade Orhan
    Sultan Mehmet Han bu cümleleri sabırla dinledi ve elçilerine şu cevabı verdi:
    '' Kısa zamanda Edirne'ye döneceğim. Oraya buyurunuz, imparatora ve şehre ait bütün bilgileri orada bana söyleyiniz. Orada görüşerek kendilerinde kararımı bildireceğim.''

    Fatih Sultan Mehmet Han, Edirne'ye döndüğünde, Gelibolu'da Karasu Nehri kenarında bulunan Şehzade Orhan'a tahsisi edilmiş olan köylerin gelirine el koyduğu gibi, o mıntıkada bulunan Rumları da kovdurdu. 
    Fatih Sultan Mehmet Han'ın Bizans İmparatoruna karşı verdiği bu cevaptan dolayı, imparator bir hayli telaşlandı ve derhal Paşa Beşinci Nikola'ya başvurarak Türkler'e karşı destek yardım istediğini bildirdi.
    ]]>